Showing posts with label araştırma. Show all posts
Showing posts with label araştırma. Show all posts

20121016

* Uykusuzlukla gelen tehlike!

 Uykusuzlukla gelen tehlike!

Uykusuzlukla gelen tehlike!

Uykusuzluğun, şeker hastalığı ve obeziteyi tetiklediği belirlendi

Chicago Üinversitesi’nden Matthew Brady ve ekibinin yaptığı araştırmaya 7 sağlıklı kadın ve erkek katıldı. Laboratuvarda katılımcılar 4 gece 8,5 saat, yani normal sürede uyudu.

Bu kişilerin daha sonra 4 gece sadece 4,5 saat uyumalarına izin verildi. Katılımcıların kanındaki yağ hücrelerinin oranı ve gün boyunca aldıkları kalori miktarı incelendi.

Gece 4,5 saat uyuyanların kanındaki insülin duyarlılığının, normal uyunan geceden yüzde 16 düşük olduğu belirlendi. Az uyuyanlarda yağ hücrelerinin insüline duyarlılığının da yüzde 30 azaldığı, obezlerde ve şeker hastalarında rastlanan seviyeye indiği görüldü.

Brady, yüksek kan şekerinin diyabetle bağlantılı olduğunu, yağ hücrelerinin iştahı düzenleyen hormon olan leptini açığa çıkardığını belirterek, uykusuz kalan ve "yorgun düşen" hücrelerin genelde çalışma bozukluğuna uğradığını ve mekanizmanın bundan etkilenebileceğini vurguladı.

Araştırma, "Annals of Internal Medicine" dergisinde yayımlandı.

AA

POSTA
 

20120225

* En çok kadınları tehdit ediyor


26 Şubat 2012
En çok kadınları tehdit ediyor

Bir Amerikan tıp dergisinde yayınlanan araştırmaya göre masa başı işlerde çalışan ya da günde en az 7 saatini oturarak geçiren kadınların tip 2 diyabete yakalanma oranı gün içinde hareketli yaşam sürdürenlere göre çok daha fazla.


Kan testlerinde yapılan ölçümlerde bu kadınların diyabete yatkınlığı tespit edildi.

Ancak araştırmada erkekler için benzer bir sonuç elde edilemedi. Uzmanalar bunun nedeninin kadınların metabolizmasının hareketsizliğe daha fazla tepki vermesi olduğunu düşündüklerini belirtti.

59 yaş ve üstü 505 kadın ile erkek üzerinde yapılan araştırmada her gönüllüye günde ne kadar zamanlarını oturarak geçirdikleri soruldu. Ayrıca kanda bulunan ve diyabet habercisi olan maddelerin seviyesi ölçüldü.


En uzun süre oturan kadınlarda insülin seviyesi en yüksek çıktı. İnsülin seviyesi vücutta gereksiz salgılandıkça vücut bu hormona direnç gösteriyor ve bu da tip 2 diyabetin oluşmasını sağlıyor.

 MİLLİYET

20101022

* Aspirinin azı da kolon kanserinden koruyor

Aspirinin azı da kolon kanserinden koruyor

http://scrapetv.com/News/News%20Pages/Health/Images/aspirin-bottle.jpg WASHINGTON -AA- Kalp krizi ve felci önlemek amacıyla yıllardır düşük dozda aspirin kullanan gönüllülerde, kolon kanseri gelişme riskinin de ciddi düzeyde düştüğü anlaşıldı. 
İngiltere'de yapılan araştırmadan elde edilen sonuçlara göre aspirin alımı, kolon kanserine yakalanan hasta sayısını dörtte bir oranında azaltıyor, kolon kanserinden ölümleri de üçte bir oranında düşürüyor. Araştırma bulguları, Lancet tıp dergisinde yayımlandı. 
Aspirinin, günde en az 500 miligram gibi yüksek dozlarda alımının kolon kanserine karşı önleyici olduğu biliniyordu, ancak bu ilacın kanama ve mide sorunları gibi yan etkilerinin bulunmasından ötürü, zararı, yararının önüne geçebiliyordu. Ancak şimdi, düşük düzeyde, bebeklere tavsiye edilen günlük dozun da kolon kanserine karşı işe yaradığı anlaşıldı. Buna karşın aynı yan etkiler, düşük dozlarda da kaygı nedeni. 
Kolon kanseri, gelişmiş ülkelerde, akciğer kanserinden sonraki en yaygın kanser türü. Dünyada her yıl 1 milyon yeni kolon kanseri vak'ası belirleniyor ve bu hastalıktan yılda 600.000 kişi ölüyor. Bir insanda bu hastalığın gelişme ihtimali yüzde 5. 
Oxford'daki John Radcliffe Hastanesinden Peter Rothwell ve meslektaşları, aspirinin kalp hastalıklarına karşı önleyici olup olmadığının belirlenmesi amacıyla yapılmış olan ve İngiltere ile İsveç'ten yaklaşık 14.000 gönüllüyü kapsayan 4 büyük araştırma üzerinde inceleme yaptı. 
18 yıl süren gözlemleri kapsayan bu araştırmalarda gönüll ülerin yarısı düşük dozda aspirin kullanmıştı. Araştırmacılar, gönüllülerin y üzde 2,8'inde kolon kanseri oluştuğunu belirledi. Araştırma verilerinden, düşük dozda 6 yıl boyunca aspirin kullanımının kolon kanseri oluşumu riskini yüzde 24 azalttığı, hastanın kolon kanserinden ölme riskini de yüzde 35 oranında düşürdüğü belirlendi. 
Fransa'da, Bobigny'deki Avicenne hastanesinden Dr. Robert Benamouzig and Dr. Bernard Uzzan, araştırma ile ilgili yazdıkları yorumlarında, bu çalışmanın, en azından kolon kanserinin yaygın olduğu ülke veya bölgelerde kliniklerin, aspirini, önleyici olarak kullanmalarına yönelik bir yol açabileceğini belirtti. Özellikle ailesinde kolon kanseri geçmişi olanların veya kendisinde daha önce folip belirlenmiş hastaların aspirin kullanımı öneriliyor. 
Dr. Robert Benamouzig, yan etkilerinden ötürü aspirini sadece, yüksek risk grubuna girenlere tavsiye edilebileceğini kaydetti. Doktorlar, kolon kanserine karşı önleyici aspirin kullanımı için bir kılavuz geliştirilmesinin, bu alanda atılabilecek ikinci adım olduğunu belirtti. Hastaların, doktor denetimi olmadan kendi başlarına aspirini bu amaçla kullanmaları tavsiye edilmiyor. 
Aspirinin yüksek dozlarda ve uzun süreli kullanımı sonucunda mide ve bağırsak tahrişi meydana gelebiliyor, lezyona ve ciddi kanamalara yol açabiliyor. 
Aspirinin, meme, mide, yemek borusu ve kolon kanseri ile bağlantılı bir enzimin üretimini engelleme yoluyla kansere karşı koruyucu olduğu düşünülüyor.

* Aspirinin azı da kolon kanserinden koruyor

 Aspirinin azı da kolon kanserinden koruyor

23 Ekim 2010 Cumartesi 00:45

WASHINGTON -AA- Kalp krizi ve felci önlemek amacıyla yıllardır düşük dozda aspirin kullanan gönüllülerde, kolon kanseri gelişme riskinin de ciddi düzeyde düştüğü anlaşıldı.
İngiltere'de yapılan araştırmadan elde edilen sonuçlara göre aspirin alımı, kolon kanserine yakalanan hasta sayısını dörtte bir oranında azaltıyor, kolon kanserinden ölümleri de üçte bir oranında düşürüyor. Araştırma bulguları, Lancet tıp dergisinde yayımlandı.
Aspirinin, günde en az 500 miligram gibi yüksek dozlarda alımının kolon kanserine karşı önleyici olduğu biliniyordu, ancak bu ilacın kanama ve mide sorunları gibi yan etkilerinin bulunmasından ötürü, zararı, yararının önüne geçebiliyordu. Ancak şimdi, düşük düzeyde, bebeklere tavsiye edilen günlük dozun da kolon kanserine karşı işe yaradığı anlaşıldı. Buna karşın aynı yan etkiler, düşük dozlarda da kaygı nedeni.
Kolon kanseri, gelişmiş ülkelerde, akciğer kanserinden sonraki en yaygın kanser türü. Dünyada her yıl 1 milyon yeni kolon kanseri vak'ası belirleniyor ve bu hastalıktan yılda 600.000 kişi ölüyor. Bir insanda bu hastalığın gelişme ihtimali yüzde 5.
Oxford'daki John Radcliffe Hastanesinden Peter Rothwell ve meslektaşları, aspirinin kalp hastalıklarına karşı önleyici olup olmadığının belirlenmesi amacıyla yapılmış olan ve İngiltere ile İsveç'ten yaklaşık 14.000 gönüllüyü kapsayan 4 büyük araştırma üzerinde inceleme yaptı.
18 yıl süren gözlemleri kapsayan bu araştırmalarda gönüll ülerin yarısı düşük dozda aspirin kullanmıştı. Araştırmacılar, gönüllülerin y üzde 2,8'inde kolon kanseri oluştuğunu belirledi. Araştırma verilerinden, düşük dozda 6 yıl boyunca aspirin kullanımının kolon kanseri oluşumu riskini yüzde 24 azalttığı, hastanın kolon kanserinden ölme riskini de yüzde 35 oranında düşürdüğü belirlendi.
Fransa'da, Bobigny'deki Avicenne hastanesinden Dr. Robert Benamouzig and Dr. Bernard Uzzan, araştırma ile ilgili yazdıkları yorumlarında, bu çalışmanın, en azından kolon kanserinin yaygın olduğu ülke veya bölgelerde kliniklerin, aspirini, önleyici olarak kullanmalarına yönelik bir yol açabileceğini belirtti. Özellikle ailesinde kolon kanseri geçmişi olanların veya kendisinde daha önce folip belirlenmiş hastaların aspirin kullanımı öneriliyor.
Dr. Robert Benamouzig, yan etkilerinden ötürü aspirini sadece, yüksek risk grubuna girenlere tavsiye edilebileceğini kaydetti. Doktorlar, kolon kanserine karşı önleyici aspirin kullanımı için bir kılavuz geliştirilmesinin, bu alanda atılabilecek ikinci adım olduğunu belirtti. Hastaların, doktor denetimi olmadan kendi başlarına aspirini bu amaçla kullanmaları tavsiye edilmiyor.
Aspirinin yüksek dozlarda ve uzun süreli kullanımı sonucunda mide ve bağırsak tahrişi meydana gelebiliyor, lezyona ve ciddi kanamalara yol açabiliyor.
Aspirinin, meme, mide, yemek borusu ve kolon kanseri ile bağlantılı bir enzimin üretimini engelleme yoluyla kansere karşı koruyucu olduğu düşünülüyor.

20101008

* Balın bir sırrı daha çözüldü

 http://img233.yukle.tc/images/6647bal_015B15D.jpg
Balın bir sırrı daha çözüldü 

BBC Focus dergisinde yer alan habere göre, Amsterdam'da Akademik Tıp Merkezi'nin Medikal Mikrobiyoloji Bölümü'nde görevli araştırmacılar, arıların balın içine kendi bağışıklık sistemlerinden bir protein eklediklerini tespit ettiler. Bu proteinin hastalığa yol açan patojenleri öldürme yeteneği bulunduğunu söyleyen araştırmacılar, bu keşfin yeni antibiyotiklerin geliştirilmesine liderlik edeceğini kaydettiler.

Araştırmacılar, tıbbi olarak sınıflandırılan balı mevcut antibiyotiklere dirençli bakteriler üzerinde test ettiler. Bunun sonucunda, arıların kendi bağışıklık sistemlerinden gelen ve "Defensin-1" olarak bilinen proteinin güçlü virüs öldürücü etkiye sahip olduğunu tespit ettiler.

Antibiyotiğe dirençli bakterilerin halk sağlığı için çok ciddi tehdit oluşturabileceğini söyleyen araştırmacılar, sadece sınırlı sayıda antibiyotiğin çeşitli patojenlere karşı etkili olduğunu açıkladılar. Yeni antibiyotiklerin gelişiminin uzun sürdüğünü belirten araştırmacılar, yeni antimikrobiyal ajanlar için acil antibiyotik ihtiyacı bulunduğunu ifade ettiler.

Ayrıca, araştırmanın son birkaç yıl içinde azalan arı popülasyonunun korunması bakımından da faydalı olacağı açıklandı.

Kaynak: http://www.kadincabulten.com/news.php?readmore=1738

20100512

* Bu gıdalar kolesterolü düşürüyor

Bu gıdalar kolesterolü düşürüyor

Badem, fındık ve cevizin kolesterol oranının düşmesine katkı sağladığı bildirildi.
Washington - Archives of Internal Medicine adlı tıp dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, içeriğinde bitkisel protein, mineraller, çinko, kalsiyum, vitamin, antioksidan ve magnezyum bulunan bu kabuklu 3 kuru yemiş insan sağlığı için son derece faydalı.
Araştırma fındık, ceviz ve badem gibi kuru yemişlerin vücutta yağ alımını artırdığını, ancak bu yağların diğer yağlardan farklı olduğundan kolesterol içermediğini ve böylece vücuttaki kolesterolün düşmesine de katkı sağladığını ifade ediyor.
Araştırma, 7 ülkede, kolesterolü yüksek veya düşük 583 kadın ve erkekte yapılan deneyleri kapsıyor.
Araştırmaya göre, deneye tabi tutulan ve kolesterol düşürücü statin grubundan ilaç almayan kişiler, ortalama 67 gram badem, ceviz gibi kabuklu yemiş tükettiler.
Sonuçta, bu kişilerin kanındaki LDL veya "kötü kolesterol" ortalama yüzde 7,4 azalırken, HDL veya "iyi kolesterolün" yüzde 8,3 artığı tespit edildi.
11 Mayıs 2010

Cumhuriyet






YORUMLAR (2)







Kolesterol kanda tek başına olmaz. Lipoprotein partikülünün içinde bulunur. Eksikliği lipoprotein partikülünün küçülmesine yol açarak hücrelerce kabul edilemeyecek hale gelmesine yol açar. Bu durumda küçük çaplı lipoprotein partikülleri kanda birikir. Kolesterol ölçümünde partikül sayısına bakıldığı için yüksek çıkar. Ceviz, badem gibi yemişlerin yağları lipoprotein içindeki eksiği tamamlayarak çapını büyütürler. Böylelikle hücrelerce kabul edilebilir hale gelirler. Kanda birikim sonlanır. Yumurtanın sarısı, balık yağı, keten tohumu, ay çekirdeği, kabak çekirdeği de aynı işlevi görür. Söz konusu tüm yemişler kavrulmamış olmalıdır. Kavrulmuşların içinde kendi yanık yağları olur (kahverengi renk), bu trans yağ kabul edilir. (Derya Turgay)
Katılıyorum: %50 Katılmıyorum: %50 Toplam oy veren: 2

Kolesterol lipoprotein partikülü içinde trigliserid ve diğer yağ asitleriyle birlikte bulunmaktadır. Partikülün içinde tek başına nasıl çıkıp damarlara sıvandığı, bu sırada diğer yağlara ve protein kılıfa ne olduğunun açıklanması gerekmektedir. (Derya Turgay)

Katılıyorum: %100 Katılmıyorum: %0 Toplam oy veren: 1

* Erkekler için alarm: Kısırlık

Erkekler için alarm

Bilim dünyası erkekler için alarmda... En büyük neden stres ve çevre kirliliği...

İstanbul-

Son zamanlarda bilim adamları kendi deyimleriyle ‘küresel ısınma kadar ciddi’ olan bir konuyu tartışıyor. Tartışma konusu erkek neslinin geleceği.

Araştırmalara göre 1950’lerde erkekteki sperm sayısı 250 milyonken çevre kirliliği, stres ve tarımda kullanılan hormonlar nedeniyle 20 milyona düştü.

Üstelik yapılan araştırmalar 18-25 yaşları arasındaki her 5 erkekten birinin spermlerinin sağlıklı olmadığı hatta bu durumun kısırlığa gittiğini gösteriyor.

Kısırlık artıyor

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünya genelindeki çiftlerin yüzde 40’ı kısırlık tedavisi görüyor. Bunların yanı sıra DNA’larda erkek cinsiyetini belirleyen ‘y kromozomu’ da gittikçe küçülüyor.

Danimarka’daki Kopenhag Üniversitesi Profesörü Niels Skakkebaek “Tüm bu veriler erkek neslinin tükenmeye doğru yol aldığını gösteriyor. Böyle giderse birkaç nesil sonra dünyada erkek kalmayacak” dedi.

Cumhuriyet

20100501

* Fazla oturmanın arkasındaki risk

Fazla oturmanın arkasındaki risk

22-01-2010



Bilim insanları, çok fazla oturmanın arkasındaki riski saptadı. Buna göre vaktinin yarısını oturarak geçiren insanlar lütfen bu habere dikkat etsin!

Bilim insanları ciddi bir uyarıda bulunarak, fazla oturmanın ölümcül olabileceğini belirtti. Uzmanlar düzenli egzersiz yapılsa bile, çok uzun süre oturarak durmanın önemli sağlık bozuklukları ortaya çıkarabileceğini ifade etti.

Yapılan araştırmalar çok fazla televizyon seyreden, bilgisayar başında oturan veya araba süren insanlarda kilo sorununun ve kalp krizini riskinin önemli ölçüde arttırdığını ortaya koydu.

İsveç Spor Sağlık Bilimleri akademisyeni Elin Ekblo-Bak, vücudun dört saat oturduktan sonra zararlı tepkiler vermeye başladığını ve şeker ve yağ düzenlemekten sorumlu olan genlerin çalışmayı durdurduklarını belirtti.

DÜZENLİ SPOR YAPMAK ÇÖZÜM DEĞİL

Dünya Sağlık Örgütü uzmanlarından Tim Armstrong ise, düzenli spor yapan bir insanın saatlerce oturarak yaptığı sporun etkisini ortadan kaldırabileceğini belirtti. Bu yüzden günde bir kez egzersiz yapmak yerine gün içine yayılmış egzersizlerin daha yararlı olacağını ifade etti.

Londra'da bir finans şirketinde çalışan 31 yaşındaki Aytekin Can, her gün masa başında saatlerce oturduğunu, boş zamanlarından ise dövüş sporlarıyla ilgilendiğini belirterek, 'Oturmanın çok zararlı olduğunu düşünmek istemiyorum. Ümidim yaptığım sporun sağlığıma yeterince katkıda bulunması' dedi.

17 BİN KİŞİLİK ARAŞTIRMA

Kanada'da 17 bin insan üzerinde birkaç yıldan beri sürdürülen araştırmanın sonucunda çok fazla oturmanın tam olarak ne kadar zararlı olduğunun saptanamadığı belirtildi. Araştırmanın başındaki isim Peter Karzmarzyk, Yine de spor yapıyor olsun ya da olmasınlar, çok fazla oturanlarda ölüm riski artıyor' dedi.

ABD'de 2003 ve 2004 yıllarında yapılan anketler, Amerikalıların vakitlerinin yarısını masa başında veya araba sürerken geçirdiklerini ortaya çıkarmıştı. Uzmanlar, bu durum engellenemeyecek olsa da, spor yapmaktan vazgeçilmemesini öneriyorlar.

20100426

* Böbrek taşına karşı Limonata

Böbrek taşına karşı Limonata

San Diego'daki California Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, yaz aylarının en lezzetli ve serinletici içeceklerinden olan limonatanın böbrek taşlarının oluşumuna karşı önleyici olduğunu ortaya koydu. Bol miktarda sıvı tüketmenin böbrek taşı oluşumunu engellemek açısından önemli olduğunu vurgulayan Roger L. Sur ve ekibi, özellikle de limonatanın, içerdiği bol miktardaki sitrat sayesinde böbrek taşına karşı etkili olduğunu söyledi. İki litre suya yaklaşık 113 gram limon suyu katan araştırmacılar, limonatayı her gün bir grup böbrek taşı hastasına içirdi. Zamanla bu kişilerdeki böbrek taşı oluşumu oranının 1,00'dan 0,13'e gerilediğini gözlemlendi. Bilim adamları, böbrek taşı rahatsızlığı çekmiş kişilerde 5-10 yıl içinde tekrar taş oluşması olasılığının yüzde 50 olduğuna dikkati çekti.

http://www.aksam.com.tr/2010/04/27/haber/saglik/1130/bobrek_tasina_karsi_limonata.html